Skip to content
Anasayfa arrow Köşeler arrow Deprem Gerçeği ve Mavişehir
Deprem Gerçeği ve Mavişehir Yazdır E-posta
(17 oy)
Yazar Can EYTEMİZ   
Pazartesi, 03 Aralık 2007
Delicious
Furl it!
Spurl
NewsVine
Reddit
YahooMyWeb
Digg
LinkaGoGo

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de doğal afetler sık sık yaşanmaktadırlar. Bu afetleri sel, erozyon, deprem, heyelan, çığ ve yangın olarak tanımlayabiliriz. Ancak bunların arasından belki de en önemlisi ve tedirgin edeni depremdir. Deprem, hiçbir şekilde önlenemez, önceden kestirilemez ve durdurulamaz bir doğa olayıdır. Peki depremler nasıl meydana gelir?

dunyaa.jpgDünya’nın bir öküzün boynuzlarında duruyor kabul edildiği zamanlarda depremler de bu öküzün kafasını sallaması olarak tanımlanırdı. Ancak işin aslı elbette ki çok farklı ve bir o kadar da karmaşık. En basit anlamda deprem; yer içerisinde biriken potansiyel elastik deformasyon enerjisinin boşalması olarak tanımlanabilir. Meydana gelen bu enerji boşalımı sonucunda oluşan deprem dalgaları yerküre içerisinde yüksek hızlarla ilerleyerek bizlere kadar ulaşırlar. Bizlerde bu dalgaları sarsıntı olarak hissederiz. Depremler, Dünya’da Litosferde (En üst kahverengi tabaka) ve Astenosfer (kırmızı olan tabakanın üst kesimleri) denilen tabakanın bazı kesimlerinde (dalma-batma zonları) meydana gelirler. Depremlerin ana kaynağı olan Litosfer (taş küre), magmanın üzerinde tıpkı suyun üzerinde yüzen sünger gibi yüzmektedir. Magmadan kaynaklanan sıcaklık, basınç ve konveksiyonel akımlar, taşküreyi yumurtanın kabuğu gibi farklı parçalara (levhalara) ayırmakta ve her bir parçayı farklı farklı hareket ettirmektedir. Bu hareketler sırasında kimi parçalar sürtünmekte, kimileri çarpışmakta ve kimileri de uzaklaşmaktadırlar. İşte bahsi geçen bu hareketler sonucunda depremler meydana gelmektedir.

Ege Bölgesi, Türkiye’nin en hareketli bölgelerinden başı çekmektedir. Etrafımız irili ufaklı bir sürü fayla çevrilidir. İzmir için ise en önemli faylar İzmir ve Karaburun (Gülbahçe) faylarıdır. Tarih boyunca İzmir’de 7’den büyük depremler üretmişler ve birçok kez kente büyük zararlar vermişlerdir. 17-21 Ekim 2005 tarihlerinde meydana gelen 3 büyük depremin, Prof. Dr. Atilla ULUĞ önderliğinde Ege Bölgesi Araştırma ve Uygulama Merkezi adı altında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ortaklığında yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde, bu faylardan Gülbahçe Fayı’nda olduğu tespit edilmiştir. Halen Ege Bölgesi’ndeki deprem aktivitesi, merkezimizce saniyesi saniyesine takip edilmektedir. Bu faylar, tarih boyunca sürekli depremler üretmişler ve halen de üretmektedirler. İzmir için deprem kaçınılmaz bir olaydır. Önemli olan depremle yaşayabilmeyi öğrenmektir. Depremlerin, jeotermal suları, yer altı içme sularını, madenleri hatta kimi zaman petrolü yer yüzüne çıkartabileceğini düşünürsek aslında ne kadar faydalı bir doğa olayı olduğunu anlarız. Depremlerin en büyük zararı, insan yapımı yapılara olmaktadır. Dümdüz bir arazide bir milyon kişinin olduğunu düşünün. 7 büyüklüğünde bir deprem meydana gelse can kaybı olmayacaktır. Buradan da anlaşılabileceği gibi depremlerde can kaybı binalarımız yüzünden meydana gelmektedir. Bizler eğer binalarımızı standartlarına uygun inşa edersek, Japonya’da olduğu gibi depremlerden minimum zararı görmüş oluruz.

Mavişehir ne kadar etkilenir ?
Depremler, büyüklük ve şiddet olarak iki farklı skalada değerlendirilirler. Büyüklük, aletler tarafından hesaplanırken, şiddet, tamamen bölgesel olup, gözlemsel verilere dayanmaktadır. Örneğin 5 büyüklüğünde meydana gelen bir deprem Buca’da çok az hissedilirken Mavişehir’ de belki de bir takım eşyaların devrilmesine sebep olacaktır.

Mavişehirimiz, ne yazık ki  İzmir’in en kötü zeminlerinden biri üzerine kurulmuştur (Şekilde kırmızı bölgeler, zeminin en kötü olduğu zeminleri ifade ederken, sarı kesimler izmirrr.jpgise zeminin oldukça iyi olduğu bölgeleri temsil etmektedir, RADIUS Projesi) ancak İnşaat Mühendisleri ve Mimarlar ile yaptığımız tartışmalarda binalarımızın oldukça sağlam olduğu belirtilmiştir. Binalarımızı diğer semtlerdeki binalardan ayıran en temel öğe bina yük aktarımının duvarlar vasıtasıyla sağlanmış olmasıdır. Çoğu binada bu işlem kolonlar aracılığıyla yapılmaktdır. Bir başka önemli unsur ise bloklarımızın altında mevcut sürtünme kazıklarıdır. Her blok altında yaklaşık 200-250 adet sürtünme kazığı bulunmakta ve bina yükünü zemine gövdeleri boyunca dağıtarak maksimum tutunmayı sağlamaktadırlar (Bu konular Mimar ve İnşaat Mühendisleri’nin uzmanlık alanı olmakla birlikte detaylı bilgi bu kişilerden alınmalıdır). Mühendislik açıdan her türlü zemine bina yapılabilmektedir. Önemli olan yapıların zemine uygun tekniklerle inşasıdır. Peki bir depremin Mavişehir’e etkileri ne olabilir? Bu etkileri, depremin büyüklüğüne göre en azdan en çoğa doğru şöyle sıralayabiliriz;

Mavişehir’ in zeminin alüvyonel olmasının getirdiği bir dezavantaj, depremin olduğundan çok daha şiddetli hissedilmesidir. Bilhassa yüksek katlarda oturan sakinlerimiz adeta ayakta bile zor durabilecek konuma gelmektedirler. Bunun sebebi, deprem dalgalarının altımızdaki yumuşak zeminde kapanlanması yani bir türlü dışarı çıkamaması ve ardı ardıda yansımalar yapmasıdır. Böylece depremin süresi, dolayısıyla şiddeti artmaktadır. Bu etki, orta büyüklükteki bir depremde binalarımızda bir takım çatlaklar, sıva dökülmeleri, yüksek katlarda eşya devrilmelerine sebep olabilir.

İkinci bir etki ise zeminin oturmasıdır. Şiddetli her depremden sonra zeminde birtakım oturmalar meydana gelmesi olasıdır. Depremler, binaların kendilerine has ağırlıklarından kaynaklanan oturmaları hızlandırıcı etki gösterirler. Nedeni tam olarak kesinleşmemiş olsa da son zamanlarda yaşadığımız su basma probleminin sebeplerinden birisi çok büyük ihtimalle bahsi geçen oturma problemidir.

Zeminin getirdiği belki de en büyük sıkıntı ise sıvılaşma riskidir. Böyle bir durumda zemin, kısa bir süre için viskoz (akıcı) bir sıvı haline dönüşmekte ve bu tabakaya oturan bütün yapılarda büyük oturmalar, tabakanın içinde bulunan su ve yakıt depoları gibi yapılarda ise yüzeye doğru hareketler, şevlerde (yamaçlarda) ise kaymalar meydana gelebilmektedir. Büyük bir depremde (M≥6.5) semtimizin karşılaşabileceği en büyük risk bu olacaktır.

depremsirasinda.jpg
Depremlerde meydana gelen zemin sıvılaşmasının şematik gösterimi.


 

Peki depremi en şiddetli yaşayan bizler ne gibi önlemler almalıyız?

Aşağıdaki üç ana önlem, bizlere depremin etkilerini en aza indirmemize yardımcı olacaktır;

  • Rafların önlerine mutlaka üzerindeki eşyaların düşmesini önleyecek bantlar kullanılmalıdır.
  • Yataklarımızı olası cam kırılma riskine karşı mümkün olduğunca pencerelerden uzağa yerleştirmeliyiz. Şayet bu şansımız yok ise pencerelerin önlerine kalın perdeler kullanmalıyız.
  • Mümkün mertebe tüm dolap kapaklarını, çekmeceleri önlerine birer kilit sistemi koyarak açılmaya karşı korumalı, buzdolabı, kütüphane vb. devrilebilecek eşyaları duvara sabitlemeliyiz.

Deprem öncesinde de yapmamız gereken birtakım ön hazırlıklar vardır;

  • Aile içerisinde evin sizce güvenli bulduğunuz bir bölümünü ilk buluşma noktası olarak belirleyiniz ve deprem olduğu zaman evdeyseniz başka bir yere gitmeden sakin bir şekilde o noktada diğer aile fertleriyle buluşunuz. Unutmamalıyız ki deprem sırasında birçok vatandaşımız panik sebebiyle yaralanmakta hatta hayatını kaybetmektedir.
  • Deprem sonrasında dışarıya çıkma ihtimalini göz önünde bulundurarak mutlaka mahallemizde bir buluşma noktası belirlemeliyiz. Örneğin spor salonu önündeki otopark bu iş için uygun bir alan teşkil etmektedir. Deprem sonrası iletişim araçlarının devre dışı kalması riskine karşı ailenin nerede buluşacağını önceden belirlemesi avantajlı olacaktır.
  • Evinizde mutlaka bir deprem çantası oluşturun. Deprem çantasında; Birkaç şişe su, kuru gıda, evlerinize ait tapuların birer kopyası, banka hesaplarınıza ait evrakların birer kopyası, bir miktar para, battaniye, düdük, fener, eğer sürekli kullanmak durumunda olduğunuz ilaçlarınız varsa mutlaka yedek bir kutu olmalıdır.

Deprem sırasında;
  • Olduğunuz odadan ayrılmadan güvenli bir eşyanın (koltuk, çamaşır makinesi, sağlam bir masa vb.) yanına yatıp kıvrılarak ellerinizle başınızı koruma altına alınız. İmkanınız varsa bu korumayı bir yastıkla yapınız.
  • Sakin olarak depremin geçmesini bekleyiniz. Depremlerin yaklaşık 30-40 saniye sürdüğünü düşünürsek dışarı çıkmaya çalışmak çok ta faydalı olmayacak, tam tersine hayatımızı tehlikeye atacaktır.

Deprem sonrasında ise;
  • Kesinlikle asansörleri kullanmayınız. Şayet binada hasar meydana geldiyse asansör sıkışabilir ve sizin dışarıya çıkmanızı engelleyebilir.
  • Şayet binayı terk edecekseniz merdivenlerden sakin bir şekilde inmelisiniz. Binalarda en kolay hasar görebilecek yerler merdivenlerdir ve mutlaka dikkatli inilmelidir.
  • Evi terk edecekseniz mutlaka doğalgaz ve tüp vanalarını ve sigortaları kapatınız.


Binalarımız ne kadar güvenli olurlarsa olsunlar, depremin hasar verici etkilerine karşı mutlaka bu önlemleri almalıyız. İzmir gibi bir bölgede her an deprem olabileceği gerçeğini kesinlikle göz ardı etmemeliyiz. Depremle yaşamayı öğrenmeli, depremin bizlere sunduğu nimetlerden keyifle faydalanabilmeliyiz.

Yorumlar
Yeni EkleAra
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

 
< Önceki   Sonraki >

Temmuz 2008 Sayısı

Mavişehir Life Temmuz 2008 Sayısı

Anketler

Cinsiyetiniz ?
 

Hava Durumu




Mavişehir life dergisi ve www.mavisehirlife.com web sitesindeki yazılardan yazarları sorumludur. Yazarların savunduğu düşünceler mavişehir life' ın düşünceleri anlamına gelmez.

hosting
Web Stats TR Dizin