Skip to content
Anasayfa arrow Köşeler arrow Ne Zaman Vazgeçtik Biz

Warning: fopen(D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs/mambots/content/sociotag/cache/75bd9c6f7280403de15d065a823c2b11) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs\mambots\content\sociotag.php on line 347

Warning: fopen(D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs/mambots/content/sociotag/cache/87c07e5cf28d53e32442d90b2303049d) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs\mambots\content\sociotag.php on line 347

Warning: fopen(D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs/mambots/content/sociotag/cache/1f6b686bc56814edadde1747026bdf74) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs\mambots\content\sociotag.php on line 347

Warning: fopen(D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs/mambots/content/sociotag/cache/54012f6bed474b81139af5d166fa5833) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs\mambots\content\sociotag.php on line 347

Warning: fopen(D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs/mambots/content/sociotag/cache/2a69b9c3f598df61c59913625ee9cf4c) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs\mambots\content\sociotag.php on line 347

Warning: fopen(D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs/mambots/content/sociotag/cache/6893238f18df4d48d9c3d1dc85e58a23) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs\mambots\content\sociotag.php on line 347

Warning: fopen(D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs/mambots/content/sociotag/cache/a310195b28c444438b46b139813ad092) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs\mambots\content\sociotag.php on line 347

Warning: fopen(D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs/mambots/content/sociotag/cache/a7cdd330406f4a91cc0cc42adfaa1483) [function.fopen]: failed to open stream: Permission denied in D:\Home\mavisehirlife.com\httpdocs\mambots\content\sociotag.php on line 347
Ne Zaman Vazgeçtik Biz Yazdır E-posta
(15 oy)
Yazar Cağdaş KÜRKÇÜ   
Friday, 28 December 2007
Delicious
Furl it!
Spurl
NewsVine
Reddit
YahooMyWeb
Digg
LinkaGoGo
Etrafım hayal kırıklıklarıyla dolu. Mevsimin getirisi deyip geçiyordum ilk zamanlar. Çünkü böyle olmalıydı, böylesi gerçekten de hepimiz için çok daha kolaydı. Sorgulamak, hatta kimin haddine zorlamak? Araba önlerine/arkalarına konulan oyuncak köpekler gibi başımı sallamaya alışmıştım. Alıştırılmıştım. Bir gün hiç gitmez sandığım bulutlar çekildi gökyüzünden. Önce maviyi gördüm orada, ardından beyazı ve sapsarı ışıklarıyla düğününde dans eden gelin kadar mutlu güneşi... Ya gerçekten hava yüzünden bu kadar kasvetliydik ya da kasvetliydik ama hayatımızı havadan sudan bahanelerle geçiştirecek kadar değersiz buluyorduk. Emin değilim.

Bugün uyandığımı addediyorum ben. Uyandığımı ilan etmek istiyorum. Yeni yıl diyorum, yeni hayaller diyorum. Kırdıklarımızı yapıştırmayı deneyelim, olmadı yenilerini bulalım hatta hiç değilse elimizdekilere sarılalım... Kaybediyoruz çünkü, zarlar hiçbir zaman lehimize gelmiyor. Elimiz hep kötü, tek taşa bile dönemiyor...

Nasıl bir dönemden geçtiğimizi anlayamıyorum. Bir avuç genciz eninde sonunda ve her buluşmamızda masada dönen sorunlar bir öncekinin aynısı aslında. Günlerimiz aralarına karbon kağıtları koyulmuş gibi birbirinin kopyası... Ki kopyacı yetiştirilmeye alıştırıldık, hangimiz reddedebilir bunu açık yüreklilikle? İstisnaların kaideyi bozmadığı hatta kaideye hiçbir zaman dahil olmadığı zamanlardan bahsediyorum. İnsan olarak; insanlar için, insanlarımız için, benim için, senin, onun, ötekinin, berikinin, geleceğimiz için bir şeyler yapmanın gerekliliğini tartışıyoruz uzun uzadıya. Kilitlenip kalıyoruz belli bir noktadan sonra. Ki kilitlenip kalmayanlar da oluyor böyle zamanlarda. Terk edip gitmenin daha mantıklı geldiğinden bahsediyorlar. Dünya çapında yeteneğini ve daha pek çok şeyini kanıtlamış olmakla beraber yaşadıkları düzenin, toplumun, yönetim biçimlerinin, yöneticilerinin istedikleri ya da bekledikleri gibi olmadığını bu ve daha birkaç sebepten ötürü buralardan uzaklara gitmeyi düşlediklerini söylüyorlar. Düşünmek kadar doğal başka bir şey varsa eğer o da ifade etmektir. İfade etmek cesaret işidir. Beyninin kıvrımlarını özgürlüğü çerçevesinde sergileyen bir sanatçı ve onu eleştiri yağmuruna tutan pek çok önemli/önemsiz insanlar topluluğu... Ne zaman birine düşüncelerini açıkladığı için saldırmayı öğrendik biz? Bu kadar sevgisiz, bu kadar inançsız, sindirilmiş, ensesine vurulmadan dahi lokmasının alınmasına alışmış, sürüden ayrılanı kapacak kurt korkusuyla sürüye daha da çok sığınmış bireyler olduk? Sahi birey miyiz her birimiz... İçimizde, en derinlerimizde, belki komşumuzun evinde başkalarına da sahip başkaları... Etrafındakilerin de düşüncelerine hükmedebilen tek beyin! Onları kendine ait organizmalarmış gibi gören insanlar... Gerçekten bugün çok karanlık bazen, aydınlık hiç gelmeyecekmiş gibi. Bekliyoruz elimiz kolumuz bağlı ki zaten hep beklenir ya giden...

“Umut” ne zaman bizler için sadece yeni doğmuş bebeğe verilebilecek alternatif bir isim olarak hafızalarımıza gelir oldu? Nerelerde kaybolduk, düştük ve kalkamadık da çakılıp kaldık...

Güneş doğuyor her şeye rağmen gökyüzünde. İnsanlar gidiyor, insanlar geliyor ve bu geliş gidişler arasında bizden götürdükleri umudun yerini korkular, kaçış planları, komplo teorileri ve hayal kırıklıkları alıyor... Yazık edilen bir nesil olarak görüyorum ben neslimi ve yeni yıldan kendim adına bir şey beklemek yerine neslim için biraz daha fazla umut diliyorum. Zira bilinçlenmiş ve umuda sapasağlam sarılmış kişiler değiştirebilir gerçek diye sunulanın ardındaki çürümüşlüğü, köhneliği. Kırmızı boyalı şekerinden sıyrıldığında ortada kalacak elmanın zehrini...

Bir  Pazar sabahı ve sen 24 saattir uyumamışsın.

Yürüdüğün zemin ıslak, üzerinde yapraklar...

Ayakların yere bedeninden uzanan köklermişçesine sağlam basıyor

Ve o kadın yarım yamalak bildiğin yabancı bir dilden ‘zıplayan bulutlar’ın şarkısını fısıldıyor kulağına.

Anlıyorsun ki yıllardır soluduğunu sandığın şey

Hava değil; nefes aslında...

Tori Amos’a ithaf edilmiştir...

Yorumlar
Yeni EkleAra
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu


Kayıp Parola? | Kayıt Ol

Reklam


Reklam

Konaklama

Anketler

Mavişehir' de oturmasaydınız nerede oturmak isterdiniz?
 

Hava Durumu




Şuanda 11 misafir bağlı

Mavişehir life dergisi ve www.mavisehirlife.com web sitesindeki yazılardan yazarları sorumludur. Yazarların savunduğu düşünceler mavişehir life' ın düşünceleri anlamına gelmez.

hosting
Web Stats TR Dizin