| Büyülü Hindistan |
|
|
| Yazar Çetin Güney | |
| Çarşamba, 26 Mart 2008 | |
Hindular çoktan başlamışlardı suya dokunmaya, beyaz çiçekleri suya bırakmaya,Gatlardaki kalabalık her zamankinden farksız yaşıyor
Ölmeye gidilen kent demişlerdi adına. Şakaklarındaki döğmeler ele veriyordu bu kentin yerlilerini ve ziyaretçilerini.Varanasi Hindu inanışının yedi kutsal kentinden biridir ve Benares-Kası olarak da bilinir. Kuzey Hindistan’da Utar Pradesh eyaletinde Ganj Nehri kıyısına kurulmuş ilk Ari yerleşimlerinden biridir. Arilerin dinsel merkezi olan Varanasi’ye günümüzde Hindular hacı olmak için geliyor. Her Hindu ölmeden önce bu kenti mutlaka görmek, ibadetlerini yerine getirmek ve son nefeslerini bu kutsal kentte vererek, öldükten sonra da bedenlerinin küllerini Ganj’ın sularına savrulmasını ister. Gün erken başlar Varanasi’de. Himalaya Dağlarının yüksek zirvelerinden doğan Ganj’ın suları, Hinduların tapınmalarıyla rengarenk dalgalanmaya başlar. Safran rengi bezlere gizlenmiş bedeni ve ruhu derinliklerde bir sadu geçer yanıbaşınızdan. Yıllardır hiç kesmediği saçı ve sakalıyla, bilek ve boynunda taşıdığı inançlarının simgesi renkli taşlardan kolyeler, tespihler, bilezikler ile diğer hindulardan ayırt edilen, kutsallığına inanılan sadular…Kendilerine diğer Hindular tarafından sunulan yardımlar ve yiyeceklerle yaşamlarını sürdürürler. Ruhsal bir disiplin simgesidir sadular. Et yemezler, içki içmezler, hayatlarında kadın ve cinsel yaşam yoktur. Çoluk çoçuk sahibi olmaz, yoksulluklarıyla, mülkiyetsiz bir hayat ve ruhani dünyalarıyla var olurlar. Kendi inanışlarındaki diğer sadu gruplarıyla kutsal günlerden özel ayinlere tüm Hindistan’ı ve hatta komşu ülke Nepal’ e kadar geçerek sırtlarındaki bohçalarıyla yaşarlar. Hindu kast sisteminde dokunulmazlar sınıfında yer alan sadular, ibadetleriyle ruhani güçlere ulaşmak için yıllarını verirler. Tütsü kokularına bezenmiş, kurutulmuş çiçeklerle süslenmiş Varanasi’nin arka sokaklarında bir baraka görüyorum, gün geceye hazırlanırken. Müzik sesleri içeriye çağırdı beni. Avluya açılan kapının ardındaki kalabalık bir sadu grubu ortadaki ateşin etrafına toplanmışlardı. Merakımın çoşkusundan ve iletişim kurma isteğimden tedirgince saduların yanına oturdum. Uzun ağızlığın ucundaki kor elden ele uzatılıyordu ve yanımdaki yaşlı sadu şaşkınlıktan titreyen ellerime uzattı çubuğu. Bir nefes aldıktan sonra genzimi yakan dumanın etkisiyle öksürmeye başladım. Sadular için sıradan olan bu eylemi yanımdaki saduya başarıyla iletemememden dolayı hep birlikte gülmeye başladılar. Ortamın bu gülüşmelerle yumuşamasıyla sadulara biraz daha yakındım. Ruhani yaşamın gizem dolu kapısı aralanıyordu. Safranlı pilavla paylaşılan akşam yemeği ve müziğin günü geceye çağırması. Ve sadulara dair yeni günün ilk ışıklarına dek süren gözlemlerim.
Dualar ve ibadetle son bulan Hinduların gecesi, dualar ve tapınmalarla ulaşıyordu yeni günün ilk saatlerine. Hindu inanışında gün doğumuna karşı Ganj Nehri kıyısında yapılan ibadetler çok önemli. Ellerindeki bakırdan taslarla kutsallığına inanılan sularla yıkıyorlar bedenlerini. Doğan güneş Hinduların yüzlerinde parıldıyor. Tapınmaların ve ölü yakma törenlerinin gerçekleştiği merdiven şeklinde gat denilen basamaklı yapılar, Arilerden kalma saraylar ve çok katlı manastır tarzı yükselen yapılar Ganj Nehrinin kıyısında yer alır. Hinduzime göre insanlar öldükten sonra, yaşamlarındaki duruma göre yeni bir bedenle yeniden doğarlar. İyiliklerle geçen bir yaşam iyi olarak, kötülüklerle geçen yaşam kötü olarak doğar. Kutlu işler yapan sonraki yaşamında kutlu kişi olur. Hindu inanışında yakılan bedenlerin küllerinin Ganj’ın sularına savrulması, sonraki yaşamda dünyaya iyi olarak kavuşabilme inancıdır ki ölmeye gidilen Varanasi kenti ölümle yaşam arasındaki ince çizginin adıdır. Ölmüş Hindu bedenlerinin yakıldığı gatlardan yükselen dumanlar ve acılı gözüken yakınlarının çığlıkları cennete ulaşacak ruhlara ağıt değil güle güle demektir Varanasi’nin Ganj kıyılarında. Hindistan kültürünün en önemli unsuru olan Hinduzim dini, bu topraklara MÖ. 1500-1200 yıllarında gelen Arilerin inançlarının daha eski toplumların gelenekleriyle kaynaşmasından doğmuştur. Brahma rahiplerinin günümüze ulaşan ilahilerinden ve yazılı kitaplarından Arilerle ilgili bilgilere ulaşılıyor. Ari toplumundaki sınıf farklılıkları günümüz Hint toplumunun temelini oluşturmuştur. Brahmanlar-rahipler, Ksatriyalar-savaşçılar, Vaisyalar-tüccar ve çiftçiler, Surdalar-toprak köleleri ve kast yani sınıf dışı kalan, dokunulmazlarda denilen Paryalar beşinci sınıfı oluşturmuştur. Arilerin bu kast sistemi günümüz toplumunda daha karmaşık bir yapıya dönüşmüştür. Bu kastlar kabaca yüksek, orta ve alçak olarak üç bölümde toplanmıştır. Kastlık babadan oğla geçer ve kast dışından biriyle evlenmek yasaktır. Hindu toplumunun temelini oluşturan bu toplumsal bölünmeler, siyasal ve sosyal yaşam açısından da büyük önem taşır. Dokunulmayanlar sınıfında yer alan bazı kısımlara karşı yapılan açık ayrımcılık günümüzde yer yer devam etmektedir. Kalabalığı, telaşlı Varanasi sabahını ardımda bırakarak gatlarda çok uzak dostların sorularını düşlüyorum. Gece yeni bir sabaha hazırlanacak, sabah geceye dönecek ve Hinularda bunca telaş ve ibadet isteği yıllarca Varanasi’de devam edecek. Ayın ve güneşin ışığı…kadınların kafası…İnsanlarda bunca bit…Ve bir tane de ben ekliyorum dostların sorularına o şimdi ne yapıyor, nerede…Kaçıncı ülkenin bilmem kaçıncı kentine gitmektir yolun adı…Ey tarih alıp başımı gidiyorum Varanasi’den ve Hindulardan, bırak da defterimize biz yazalım adı gizli kalmış öykülerimizi. Saduları, Ganj’ın sularına bırakılan çiçekli mumları, bir dostun sorularını, gün doğumundaki tapınmaları, kutsal sularda yıkanılan bebeğin geleceğini, yaşlı hindunun yüzünden okunan geçmişini…Nasıl olsa şairin dediği gibi tarih bir gün herkesin fotoğrafını çekecek. Önemli olan o anda gözlerimizin kapalı çıkmaması. Öykümüzün adı gizlidir fakat gözlerimiz daima açıktır…. Çetin Güney |
| Sonraki > |
|---|
| Kayıp Parola? | Kayıt Ol |
![]() |
Kutlu Özemrak Mavişehir su altı müzesi oldu |
![]() |
Hüsoloji Sigara Yasağı ve İdeolojik Yansıması |
![]() |
Alper Akdeniz Uyan Bu Sabah Her Günkünden Daha Güzel |
![]() |
Çağdaş Kürkçü Ne Zaman Vazgeçtik Biz |
![]() |
Çağla TOYGAN Üretim sektöründe olan bir mavişehirli olarak |
![]() |
Çetin GÜNEY Renklerin ülkesi FAS'dan Beyazların şehri Kazablanka |
![]() |
Görkem ÇAKIN Geçen Yılın Ardından |
![]() |
Can EYTEMİZ Deprem Gerçeği ve Mavişehir |